05
Nis
10

Bob Dylan İstanbul’a geliyor…

Uzun  zamandır  hasretle  beklenen  bir  isim,  yaşayan  efsane  Bob  Dylan,

Radyo  Eksen’in  medya  sponsorluğu  ve  Garanti  Bankası’nın  katkılarıyla  21  yıl  aradan

sonra  tekrar  İstanbul’da.  Biletler  satışa  çıktı…

İSTANBUL – Modern zamanların tartışmasız en büyük müzisyeni Bob Dylan, tek bir konser için İstanbul’u ziyaret ediyor. Radyo Eksen’in medya sponsorluğu ile 31 Mayıs akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleşecek konserde, Bob Dylan, eski ve yeni klasikleriyle müzikseverler için unutulmayacak bir gece yaşatacak.

Time dergisinin “Yüzyılın En Önemli İnsanları” ve Rolling Stone’un “Tüm Zamanların En İyi Sanatçıları” listesinde haklı yerini alan Bob Dylan, birçok otorite tarafından Mozart ve Picasso gibi önemli sanatçılarla eş değer tutuluyor.

Okumaya devam edin ‘Bob Dylan İstanbul’a geliyor…’

05
Nis
10

Kızılderililer dans etmeye geliyor

ABD’nin  tanınan  Kızılderili  kabilelerinden  “Redhawk”  ( Kızıl  Şahin )  üyelerinin

bir  kısmı  haftaya  Giresun  Festivali’nde  dans   edecekler.

İSTANBUL - ABD’nin en tanınmış Kızılderili kabilelerinden Redhawk (Kızıl Şahin) Kızılderilileri’nin Sanat Konseyi Direktörü Cliff Mathias, Türkiye’nin en büyük yöresel festivallerinden Giresun Festivali’ne katılmayı kabul etti.

ABD’deki Giresun USA Derneği başkanı Orhan Bayram’ın davetini kabul eden Kızıl Şahinler, festivale katılacak Başbakan Tayyip Erdoğan için de “tam tam” dansı yapacaklar.

Okumaya devam edin ‘Kızılderililer dans etmeye geliyor’

04
Nis
10

Kadrolaşma öyle olmaz böyle olur

TRT yönetimi, hükümet ve cemaatin kadrolaşması ile ilgili basına yansıyan bilgi ve belgeleri sürekli inkâr ediyor.
Bu dönemde kadrolaşma yapmadıklarını kanıtlamak için geçmiş dönemde TRT’ye alınan personel rakamlarını örnek gösteriyorlar.
26 Mart 2010 tarihinde Star gazetesinde yayınlanan habere göre; TRT’de çok kısa süre kalan genel müdürler bile çok sayıda personele kadrolarında yer verirken, 3 yıllık uzun görev süresiyle TRT tarihinde en uzun görev yapan genel müdürler arasında yer alan İbrahim Şahin’in kuruma aldığı toplam personel sayısı 560 olmuş!
(http://www.stargazete.com/politika/siskin-kadroyu-azaltti-ideolojik-tercihi-bitirdi-haber-251960.htm)
Star gazetesi TRT’de 1980’li yıllardan bugüne genel müdürlerin dönemlerinde kuruma aldıkları personel sayılarını şöyle açıklıyor;
• Doğan Kasaroğlu ( 1979-1981): 600
• Tunca Toskay (1984-1988) : 2 bin 702
• Kerim Aydın Erdem (1989-1993) : 887
• Tayfun Akgüner (1993-1996) : 363
• Yücel Yener (1997-2003) : 2 bin 362
• Şenol Demiröz (2004-2005): 17
• İbrahim Şahin (23.11.2007-…) : 560
Yandaş medya İbrahim Şahin’i aklamak için her yola başvuruyor, gerçekleri çarpıtıyor.
Okumaya devam edin ‘Kadrolaşma öyle olmaz böyle olur’

04
Nis
10

Ermeni yalanından ilk dönen

ERMENİ YALANINDAN İLK DÖNEN

Ukrayna’nın Harkov bölgesindeki bir yerel belediye meclisi, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili daha önce kabul ettiği kararını iptal etti.
Kırım Haber Ajansı’nın haberine göre, İzyum Şehir Belediye Meclisi, Aralık 2009′da kabul ettiği Ermeni iddialarıyla ilgili kararı, 26 Mart’ta yapılan toplantıda iptal etti.

Haberde, Ukrayna’da alınan bu iptal kararının, dünyada 1915 olaylarıyla ilgili ilk iptal örneği olduğu belirtildi.

Karara ilişkin açıklama yapan ve iptal kararının alınması için çok çalıştıklarını belirten Kırım Azerbaycanlılar Derneği Başkanı Rehim Hümbetov, “Artık Ermeni iddialarına ilişkin kabul edilen kararların iptali için uluslararası düzeyde mücadele etme vaktinin geldiğini” söyledi.

Okumaya devam edin ‘Ermeni yalanından ilk dönen’

04
Nis
10

‘Tekrir’-İlhan SELÇUK

image

 

Lisenin ilk sınıfında okuduğumuz edebiyat kitabının ‘Manaya Ait Bazı Sanatlar’ bölümünde ‘Tekrir’ de vardı. Bu sanata örnek diye verilen şiirin adı ‘Şarkın Ufukları’…

Nasılmış Şarkın Ufukları:

Hâlâ minarelerde ‘tevekkül’ diyen bir ah,

Hâlâ saçaklarında güler baykuş evlerin,

Hâlâ köpek eninleri (iniltileri) serper sokakta kin,

Hâlâ hurafeler yaşatır her çürük kafes,

Hâlâ beşik gıcırtısı, hâlâ o tuzlu ses…

…………………………..

Okumaya devam edin ‘‘Tekrir’-İlhan SELÇUK’

03
Nis
10

‘Dikkat, fahişe çıkabilir’

İtalya’nın Treviso eyaletine bağlı Mogliano kentinde olağan trafik işaretlerine bir yenisi eklendi.

Mogliano Belediye Başkanı Giovanni Azzolini, kent caddelerine, üzerinde “Dikkat, fahişe çıkabilir” yazan trafik işaretleri dikti.

Daily Mail’in haberine göre, “Dikkat, çocuk çıkabilir”, “Hayvan çıkabilir” vb. uyarı levhalarına alışık olan Mogliano’lular, yeni bir uygulamayla karşı karşıya kaldı. Bu çerçevede kentin kalabalık caddelerine, üzerinde mini etekli ve yüksek topuklu kadın simgesi bulunan trafik uyarı işaretleri dikildi.

Okumaya devam edin ‘‘Dikkat, fahişe çıkabilir’’

03
Nis
10

Referandum…-Aydın AYBAY

image

“Paket” adıyla açıklanan taslaktaki diğer çözümlerin değerlendirilmesini başka bir yazıya bırakarak şunu belirtelim: Paketin bütün olarak halkoylamasına sunulması tamamen yanlış bir uygulamadır. Bunun, ’82 Anayasası’nda yer alan K. Evren’in cumhurbaşkanı olmasını sağlayan hükme benzeyen (anaç tavuğun altına kaz yumurtası koymak) bir sonuç doğurması ihtimali vardır.

Evrensel adıyla “referandum” olarak bilinen “halkoyuna başvurma” işlemi Cumhuriyet döneminde bizde de 3 kez kullanılmıştır. İlki 1961 Anayasası’nın kabul ya da reddi için yapılan oylamadır. Karşıtları “hayır” ya da “hayırda hayır vardır” türünden sloganlarla ret oyu verilmesi için propaganda yapmışlar, fakat sonuçta kabul oylarının çoğunluğu ile anayasa benimsenerek yürürlüğe girmiştir.

İkinci uygulama 1982 Anayasası denilen metnin kamuoyuna sunulmasıdır. Bu talihsiz bir uygulama olmuştur. Birinci sakatlık, metni hazırlayan “Danışma Meclisi” adıyla Cunta tarafından “kurgulanan” heyetin oluşumudur. Birkaç istisna dışında bu kurulun “emir kullarından” oluştuğu bilinen bir “vakıa”dır. Üstelik bu heyette üye olarak kendilerine görev verilenler o tarihte hayatta olan memleketin seçkin anayasa hukukçuları değil, çoğu ikinci, üçüncü sınıf hukukçulardır.

Ceza tehdidi

Bu yasanın halkoyuna sunulma işlemi sırasında, ret oyu vermeye niyetli olanların, bu oyu temsil edecek pusulaların rengi olan “mavi”yi bile telaffuz etmeleri ceza tehdidi altında bulunuyordu. Daha da vahim olan, karşı görüşün (olumsuz oy kullanması propagandasının) açıklanmasının kesin olarak yasaklanmasıdır.

Okumaya devam edin ‘Referandum…-Aydın AYBAY’

03
Nis
10

Vallahi Siz Düşünün!..-Ümit ZİLELİ

image

Aşağıdaki alıntı, Yeni Şafak gazetesinin 26 Mart Cuma günkü manşetinden:

-Tahliyeler hep aynı hâkimden… Darbe Andıcı’ndaki ıslak imzanın sahibi Dursun Çiçek’i tahliye eden, Kafes iddianamesine ‘ret’ oyu veren Hâkim Oktay Kuban yine sahneye çıktı. Balyoz soruşturmasında tutuklanması istemiyle mahkemeye sevk edilen Korgeneral Yurdaer Olcan’ı serbest bıraktı.

Şimdi okuyacağınız alıntı, Star gazetesinin 29 Mart Pazartesi günkü haberinden:

-Tümgeneral Dalay da Hâkim Kuban’a denk geldi… Tümgeneral Abdullah Dalay, kendi isteğiyle Ergenekon sanıklarının “Bizden” dediği İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimi Oktay Kuban’ın nöbetçi olduğu gün adliyeye geldi ve daha önceki Ergenekon sanıkları gibi “delil yetersizliği” ve “adresi sabit” olduğu için tutuklanmasına gerek görülmedi.

Bu da, 29 Mart tarihli The Taraf’ın manşetinden:

- Savcı yakalar Kuban bırakır… Tümgeneral Dalay’ın ifadeye dün gelmesinde, Kuban’ın Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görev yaptığı günü tercih etmesinin rol oynadığı sanılıyor.

Bunları okuyunca, daha geçen hafta The Taraf’ın Genelkurmay Başkanı Başbuğ’a hitaben attığı şu sürmanşet aklıma geldi:

-Vallahi Sen Düşün!..

Okumaya devam edin ‘Vallahi Siz Düşünün!..-Ümit ZİLELİ’

03
Nis
10

Aleksandr Dugin’den yeni kitap

Ergenekon Davası’nda sanıklara ilişkin iddialar arasında Avrasyacılık da vardı. Dava sanıklarının Aleksandr Dugin gibi Avrasyacılar ile ilişkili olduğu iddiası iddianameye kadar girmişti.

Ergenekon Davası savcılarını kızdıracak bir kitabın yeni baskısı piyasaya çıktı.

Kitabın adı Rus Jeopolotiği.

Yazarı ise Ergenkon Davası sanıklarıyla ilişkili olduğu iddia edilen Aleksandr Dugin.

Aleksandr Dugin kitapta bir mekan felsefesi olarak ele aldığı jeopolitik içerisinde Rusya’nın yerini anlamlandırmaya çalışıyor. Dugin kitapta Rusya’nın yeniden büyük bir devlet olmasının yolunun Avrasyacılık olduğunu belirtiyor. Dugin’e göre sadece Rusya değil tüm Avrasyalı güçler ABD karşısında özgürleşmek istiyorlarsa Avrasyacılık yolunu tercih etmeliler. Dugin geniş bir Türkiye analiziyle de Türkiye için de aynı yolu öneriyor.

Dugin, kitabın yeni Türkçe baskısı için bir de önsöz yazdı.

İşte o önsöz:

AVRASYACI ÇAĞRI VE TÜRKİYE’NİN JEOPOLİTİĞİ

1. Bir Yöntem Olarak Jeopolitik
Jeopolitik yöntem, mahiyeti itibariyle karşıt iki hakimiyet modelinin -deniz ve kara- temel düalizmine dayanmaktadır. Bu düalizmi dikkate almaksızın jeopolitik hakkında fikir beyan etmek, yerçekimi yasalarını bilmeksizin klasik fizikten bahsetmek gibi, tamamen anlamsızdır. Erbabı için bu bilinen bir şeydir. Ancak “jeopolitik” kelimesini televizyon yorumcularından duyan sıradan halk için bu bir yenilik olabilir. Bu çalışma, tüm meseleleri bu bağlamda netleştirmek amacından doğmuştur. Jeopolitik yöntemdeki kara-deniz karşıtlığı, bilgisayar teknolojisindeki 0-1 şeklindeki sayısal ikili kodla aynı şeydir.
02
Nis
10

Ne oldu? Balyoz sahte mi çıktı?

Balyoz soruşturmasında aralarında Emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın da bulunduğu tahliyelerin gerekçesi belli oldu:

“Haklarında kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunmaması, bir kısım şüphelilerin mahkemeye sevk edilmeden doğrudan serbest bırakılması, bir kısım şüphelilerin mahkemece serbest bırakılması, bir kısım şüphelilerin avukatların itirazı üzerine mahkeme heyetlerince serbest bıraklıması, tutuksuz yargılamanın yargının amacına ulaşmasına engel teşkil etmemesi, yüklenen suçun hukuki vasfının değişmesi ihtimali.”

Peki, tüm bu tahliyeler ne anlama geliyor?

Bir kere şunu açıkça belirtmek gerek; tutukluluğun kaldırılması beraat anlamına gelmez. Mahkemenin tahliye kararı, davanın düşmesi anlamına da gelmez.

Ancak…

Tahliyenin gerekçesinde belirtilen; “Haklarında kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunmaması” sözü çok önemlidir. Bu, davanın sakatlandığı anlamına gelir.

Okumaya devam edin ‘Ne oldu? Balyoz sahte mi çıktı?’

02
Nis
10

‘Teğet’ sanırsın ‘eğri’dir aslında

3 yaşında başarı…

Donuna işememektir.

10 yaşında başarı…
Arkadaş bulabilmektir.
15 yaşında başarı…
Otomobil kullanabilmektir.
20 yaşında başarı…
Seks yapabilmektir.
30 yaşında başarı…
Para kazanabilmektir.
40 yaşında başarı…
Para harcayabilmektir.
50 yaşında başarı…
Para kazanabilmektir.
60 yaşında başarı…
Seks yapabilmektir.
70 yaşında başarı…
Otomobil kullanabilmektir.
75 yaşında başarı…
Arkadaş bulabilmektir.
80 yaşında başarı…
Donuna işememektir.

*

“Çan eğrisi”dir bu.

*

Okumaya devam edin ‘‘Teğet’ sanırsın ‘eğri’dir aslında’

02
Nis
10

Boş kâğıda imza, demokrasimizin kalite belgesidir!

CHP’li Hakkı Süha Okay, Anayasa Komisyonu’na gönderilen Anayasa değişiklik paketi teklifinde, Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin’in imzası olduğunu savundu ve gazetecilere bir de metin gösterdi.

Bu bir skandaldı…

Çünkü Meclis Başkanı, “tarafsız” olmak zorundaydı ve bırakın yasa teklifine imza koymayı, oy bile kullanamazdı.

Hakkı Süha Okay’ın gösterdiği belgeler, Anayasa Komisyonu’nun AKP’li Başkanı tarafından hemen yalanlandı. Basına, Mehmet Ali Şahin’in imzası olmayan başka bir belge dağıtıldı.

Okay bu kez de Şahin’in imzasının olduğu imza listelerinin değiştirildiğini, yeni bir belge düzenlediğini iddia etti.

***

Dün iki belgeyi de uzun uzun inceledim.

AKP’li milletvekillerinin adlarının ve imzalarının yazılı olduğu iki kâğıtta da; bu imzaların neden verildiğini belirten bir ibare bulunmuyor.

Yani…

Bu kâğıtlar, tesadüfen kötü niyetli bir kişinin eline geçse…

O kötü niyetli kişi; bu kâğıtların üst kısmına, “Aşağıda imzası bulunan bizler, Ergenekon Terör Örgütü’nün üyeleri olduğumuzu kabul ediyoruz” diye yazsa…

Okumaya devam edin ‘Boş kâğıda imza, demokrasimizin kalite belgesidir!’

02
Nis
10

Geleceği yazan oylama

Cumhurbaşkanı Gül’ün yaptığı açıklamalara yüzeysel olarak baktığınızda “tarafsızlığını korumaya çalışan bir cumhurbaşkanı” gibi görünebiliyor, oysa dikkatle okur/dinlerseniz ve bugüne kadar verdiği tüm kararlara, yaptığı atamalara bakarsanız tamamının hükümetle birebir uyum içinde olduğunu görürsünüz.

Hatta henüz yargıda olan olaylar konusunda bile hükümetin zamansız ama kesin şekilde yaptığı açıklamaları destekleyici konuşmaları bile çekinmeden yaptığı görüldü bugüne kadar… Bugün ise örneğin “Parti kapatmaya Meclis’in karar vermesi doğru değil” diyor ama aynı konuşmada “Venedik Kriterleri’ndeki gibi ‘şiddet’ kapatma için tek kıstas olsun” da diyor. Venedik Kriterleri’ndeki “şiddet”in tanımını AİHM’nin yeterli bulmayarak bu ölçüyü “Bir partinin kapatılması için fiili şiddete karışması şart değildir, anti demokratik bir rejimi hedefliyorsa, totaliter bir yönetime gidişin işaretleri varsa yeterlidir” şeklinde belirlemesini ise hiç bilmiyor gibi bundan söz etmiyor.

Yargı kadrolaşması

Geçenlerde Hakan Bayrakçı “Referandum için partiler ne yapmalı” diye yazmıştı. Okurken ‘iktidar ya da muhalefet partileri ne yaparsa yapsın asıl halkın ne yapacağını iyi bilmesi önemli. Bu işin bir genel seçimde oy vermekten çok ama çok farklı olduğunu, asla takım tutar gibi parti tutarak karar vermemesi gerektiğini, kendisinin ve daha sonraki kuşakların geleceğini yazacak olduğunu bilmesi gerekir’ diye düşündüm.

Okumaya devam edin ‘Geleceği yazan oylama’

01
Nis
10

Kontör Hattı Kazığı

Kontör yükleme uygulamasının bitip para yüklemeye geçilmesinin nedenini anlamam etmem. Fakat, öyle görünüyor ki bu, GSM operatörleri ve onların taşeron şirketleri için yeni bir kaz yolma operasyonu olarak kullanılıyor. 7558888 nolu Turkcell Kontör Hattı’ndan size önce bir mesaj yolluyorlar. Şöyledir, böyledir, bundan sonra kontörlerinizi buradan yükleyeceksiniz filan diye bir zarf atıyorlar. Ardından arıyorlar, Turkcell’den arıyoruz diye, sayıyorlar döküyorlar yine, bundan sonra bu numarayı kullanacaksınız, şöyle hediye, böyle ekstra kazanacaksınız hesabı sizi kıvama getiriyorlar. Kredi kartı numaranızı alıyorlar ve sizi abone yapıyorlar. Bu işi yapmak için para kestiklerinden ise hiç bahsetmiyorlar. Bir bakıyorsunuz kartınızdan anında 66 lira kesilmiş. Okumaya devam edin ‘Kontör Hattı Kazığı’

01
Nis
10

2. kamyon vakası

İstanbul polisini alarma geçiren uzun namlulu silah ihbarında otobüsten görevli askerler çıktı

İSTANBUL’dan Bingöl’e giden otobüsün içinde uzun namlulu silahlar bulunduğu şeklindeki ihbar polisi alarma geçirdi. Sultanbeyli Terminalinden hareket ettiği öğrenilen Has Bingöl firmasına ait 12 AH 555 plakalı otobüs Ankara otobanına girdikten sonra, polis ekipleri tarafından izlenmeye başladı. Otobüs, Opet Mehmetçik Vakfı Tesisleri yakınında polis ekiplerince durduruldu. Yapılan incelemede silahların askeri personele ait olduğu anlaşıldı.

İHBAR DOĞRU ÇIKTI AMA OTOBÜSTE GÖREVLİ ASKERLER VARDI

Uzun Namlulu silah ihbarı üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı otoyol polisi terör ve güvenlik şube ekipleri alarma geçti. Kısa sürede olay yerine çok sayıda sivil ve resmi polis ekibi geldi. Otobüste yapılan ilk incelemede uzun namlulu silah taşıdığı ihbarı yapılan kişilerin askeri personel olduğu tespit edildi. Detaylı incelemede otobüste bir astsubay ve iki erin bulunduğu ve silahların askeri personele ait olduğu belirlendi. Görev kağıdını ve kimliğini polis ekiplerine gösteren astsubayın verdiği bilgiler doğrultusunda Bingöl’ün Genç ilçesinde yakalanan bir asker firarisinin İstanbul’a getirilerek 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı’na teslim edildiğini ve Bingöl’e geri döndükleri öğrenildi.İncelemelerin uzun sürmesi nedeniyle otobüs yolcuları aşağı inerek otoban kenarında beklediler. Adını vermek istemeyen otobüs sürücüsü otobüste silah bulunduğu şeklinde ihbar yapıldığını belirterek “Ancak otobüsteki kişiler askeri personel silahlar da onlara ait. Bir askeri İstanbul’a teslim etmişler geri dönüyorlarmış” diye konuştu. Olay yerine gelen jandarma ekipleri ve polisin kısa süreli görüşmesinin ardından yolcular ve askeri personel araca binerek otobüs yoluna devam etti.
Okumaya devam edin ’2. kamyon vakası’

01
Nis
10

6 parmak skandalı!

Rölyefteki 6 parmaklı komutan, 11 yıl sonra fark edildi

ÇANAKKALE Şehitler Abidesi’nin ayaklarında bulunan ve Mehmetçiğin kahramanlığını anlatan rölyefte, askerlerine düşmanı hedef gösteren bir komutanın elinin 5 yerine 6 parmaklı oluşu yıllar sonra farkedildi.

“Çanakkale Geçilmez” destanını yazan ve gösterdiği kahramanlıkla, Türk’ün adını dünyaya duyuran Mehmetçik’i ölümsüzleştiren Şehitler Abidesi’ndeki bir hata şaşkına çevirdi. Morto Koyu’nun gerisinde yükselen Hisarlık Tepe’de yapımına 1954 yılında başlanan 41.7 metre yüksekliğindeki Şehitler Abidesi 1960 yılında bazı eksikleriyle birlikte ziyarete açıldı. Geceleri de görülebilmesi için 1998 yılında ışıklandırılan abidenin ayaklarında bulunan 8 rölyef, Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü’nün açtığı yarışma sonucunda, ünlü heykeltıraş Prof.Dr. Ferit Özşen’e yaptırıldı ve 27 Kasım 1999 tarihinde törenle açıldı.

Okumaya devam edin ’6 parmak skandalı!’

01
Nis
10

Kriz Çarpması-Şükran SONER

image

Gündem dayatmasında biz Erdoğan hükümetinin anayasa paketinin son şeklinin açıklanmasına koşullanmış beklerken, DİSK’ten gelen çarpıcı bir araştırma sonucu, medyanın büyük çoğunluğunda habere değer bile görülmedi. Özetle, dünyanın çok ciddi kafa patlatmakta olduğu, AB’nin çözüm üretmeye çalıştığı, Yunanistan’ı allak bullak eden son krizin aslında Türkiye’de etkilenen nüfusa göre ne kadar da küçük kaldığı kara mizah esprisinde anlatılmaya çalışılmıştı…

Türkiye’de büyük dünya krizi bağlantılı, derin krizden doğrudan etkilenen, 2.5 milyona varan işsiz kalanlar, aileleriyle toplam 10 milyona nüfusa ulaşmış bulunuyorlar. Sonuç olarak Yunanistan’ın toplam nüfusuna yakın vatandaşımız krizle birlikte işsiz kalanlarla, doğrudan kriz çarpılmasına tutulmuşlar saflarına geçmişler. Erdoğan hükümetlerinin en umutlu krizden çıkış reçetelerinde, en yüksek oranlı büyüme projelerinde de yakın tarihler için işsiz sayısını azaltmayı müjdeleyebilecek anlamlı önerme yok.

Kriz süresince işten çıkarılanlar 692 bin, işgücü dışında olanlar 583 bin, güvencesiz çalışırken işsiz kalanlar 1 milyon 274 bin, iflas eden işverenler 282 bin olmak üzere toplam 2.5 milyonu bulan işsiz kalanlara dönük Erdoğan hükümeti ve meslek örgütlerinin şimdilik öngördükleri kampanyalar moral kazandırma içerikli. Somut, istihdamı arttırıcı tek bir proje yok.

Okumaya devam edin ‘Kriz Çarpması-Şükran SONER’

01
Nis
10

Torpilli Milli Eğitim Müdürünün Çirkin Gafı-Cevat KULAKSIZ

image

İmam Hatip Öğretmenliğinden emekli, Başbakan RTE nin oğlu Bilal’in öğretmeni Gaziantep Mili Eğitim Müdürlüğüne atanan Abdullah Şenyüz, öğretmen camiasını utandıran bir laf ederek, “Gaziantep erkekleri karılarının üstünden inmiyorlar”  dedi.
Ne hikmetse, AKP iktidarının atadıkları yöneticileri, bazen çağdaş dünya ile bağdaşmayacak davranışlar içinde tuhaf laflar ediyorlar. Psivarcı Validen, tecavüzcü müdürüne kadar bulundukları mevkileri ile bağdaşmayan söz ve davranışlar içinde bulunmaktalar. Ne garip ki, bu olayın olduğu günü Adana-Kozan İlçesi Şevkiye Mahallesi’ndeki Cumhuriyet İlköğretim Okulu Müdürü 2 çocuk babası İ.S., 8′inci sınıf kız öğrencilerine cinsel tacizde bulunduğu, adliye önünde halkın linç etmeye çalıştığı haberini gazete ve TV lere yansıyan haberini görünce insan ürperiyor.
Hani okuldan,  öğretmenden, öğrenciden yakınan Osmanlı Maarif Nazırı (Milli Eğitim Bakanı) nın dediği gibi, “şu okullar olmasa bu nazırlığı ne güzel idare ederdim” zihniyeti halen devam ediyor olmalı. Bu irticai zihniyet, “irticai eylemlerin odağı olmak suçundan cezalı” iktidarların zamanında hemen hortlayıveriyor.
Böylesine çirkin sözleri, değil bir eğitimcinin söylemesi, ancak Kasımpaşa Kahvehanelerinde söylenmesinde bile ayıplanacak sözlerdir. Demek ki, böylesine yukarıdan torpilli yöneticiler, “nasıl olsa arkam kuvvetli” güvenceli pervasızlığı içinde umulmadık söz ve davranışlar içinde bulunmaktalar.
Okumaya devam edin ‘Torpilli Milli Eğitim Müdürünün Çirkin Gafı-Cevat KULAKSIZ’

01
Nis
10

Liste

Siyasetten daraldık gari.

Başka mevzu konuşalım bugün.

*

Almanya Başbakanı geldi ya, bi “Alman Lisesi” lafıdır gidiyor bugünlerde… Sanırım Başbakanımız özledi kendisini… Çünkü, bildiğim en ünlü Alman liseli Cem Uzan’dır!

*

Ya öbürleri?

*

Abdullah Gül, Kayseri Lisesi. Tayyip Erdoğan, Fatih İmam Hatip Lisesi. Deniz Baykal, Antalya Lisesi. Devlet Bahçeli, Etiler Ata Koleji. Selahattin Demirtaş, Diyarbakır Ali Emiri Lisesi. Gülten Kışanak, Elazığ Öğretmen Lisesi. Numan Kurtulmuş, Fatih İmam Hatip Lisesi. Hüsamettin Cindoruk, Ankara Atatürk Lisesi. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, Sivas Şarkışla Lisesi. Doğu Perinçek, Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi.

*

Okumaya devam edin ‘Liste’

01
Nis
10

Bir Venedik masalı!

Bu “AB kriterlerini istismar” konusu ciddi; “yüksek yargıya Meclis ve cumhurbaşkanının üye seçmesi AB ülkelerinde de var” dediler, AB’de “yargı kurumlarına yargı üye seçmelidir” görüşünün hakim olduğu ‘konuyu bilen’ hukukçular tarafından açıklandı. Şimdi Adalet Bakanı “Parti kapatmayı Venedik kriterlerine göre düzenledik” derken, Cumhurbaşkanı Gül “Parti kapatmaya Meclis karışmasın ama (düşünün Meclis’in karışmasına o bile karşı) Venedik Kriterleri’ne göre ‘şiddet’ kapatma için tek kıstas olsun” diyor.

Kulağa hepsi de pek hoş geliyor; “Venedik, Venedik, ne güzel bir gondolumuz eksik.” Ama işte maalesef Venedik Kriterleri’nin aslı burada bize anlatılanlar gibi değil. “HSYK ve Anayasa Mahkemesi’ne üye seçiminde” de değil (geçen hafta açıkça yazdım, Her Açıdan’da da anlatıldı), kapatmada da…

Okumaya devam edin ‘Bir Venedik masalı!’




Takvim

Mart 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Kategoriler

Arşivler

Dizin,toplist

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.